YAZARLAR
Musa İlhan
Zehra Serra Hacer BAŞ
Şehrinaz KESKİN
Şahap Osman Aras
Prof. Dr. Ümit Özdağ
Sadi Somuncuoğlu
ÜYE İŞLEMLERİ
ANKET
Aydın'da sizce en çok oyu hangi parti alır?
PİYASALAR
DOLAR
6,0368
EURO
6,8881
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Adaylık Duyurusu Gerisi Angarya
06 Nisan 2011 Çarşamba 18:24

Adaylık Duyurusu Gerisi Angarya

Akp Aydın Milletvekili Aday Adayı Avukat Şerafettin Yapıcı Adaylık Duyurusunu Yayınladı.

Pamuk çapasına giden amelelerin, yenik bir ordunun dağılan unsurları gibi, bir “kara haber”le geri döndüklerinde, ben, Karacaören Köyü’nde dut dibinde oynayan 4-5 yaşlarında bir çocuktum. Yorgunluktan başka bir şeydi bu, kasvet ve kahır okkalarca ağır bir yük gibiydi omuzlarında. Belleri büküktü, yıkık ve döküktüler; yıl 1960, ihtilal olmuştu. Köyde okul yoktu ama kahır kol geziyordu artık.

Sonra Evsekler; yani okul, yani bilgi. Kahrı kaldırmak için gerekliydi okul. İlkokulu Evsekler köyünde bitirdim. Derken, şehre giden babam bir Cuma akşamı, elinde elifba kitabıyla döner ve sonuçta yeni açılacak olan İmam-Hatip Okulu’na başlarım. Aydın’da başladığım bu okulun son üç yılı Balıkesir’de “leyli meccani” yani devlet parasız yatılı olarak, Mehmet Akif’in, Arif Nihat Asya’nın ve Necip Fazıl’ın, adeta “haydi… haydi kahrı kaldıralım” diyen şiirleri eşliğinde tamamlanır.

Daha sonra, 1974 yılında İ.Ü. Hukuk Fakültesi’nde öğrenime başladım. Dini delilleri, (edille-i şeriyye) kitap, sünnet, icma ve kıyas diye öğrendiğimiz İmam-Hatip Okulu’nda okuduğumuz fıkıh yani bir tür hukuk dersi beni Hukuk Fakültesi’ne götürdü. İcma ve kıyasın yorum ve içtihat olduğu ve bunların her ikisinin de “millet” demek olduğu fikri, belki bu üniversite yıllarında temellenir bende. Bu yüzden, kitap, sünnet ve millet bir dini inanç gibi yerleşti içimde. Ve milletten başka “kuş” olmayınca da, sağ ve sol “şef”lerle bir işimiz kalmadı. Bu yüzden “anarşi”ye kapılmadan okulumuzu bitirdik. Ve sonuçta, sadece dinle değil, marşlarla, şiirlerle, şarkılarla ve türkülerle bütünleştik milletimizle. Şimdi, İstanbul’daki 30 yıla yakın avukatlık görevimden sonra Çakırbeyli’deyim, dağlarından yağ, ovalarından bal akan ve aktıkça çoğalan bu ırmağın kenarında bir söğüt dinginliğinde, aranızdayım. 

Sevgili hemşehrilerim! Siz ey zeytinin ve incirin çocukları! Unutmayın, Girit’li Kazancakis de böyle derdi: “Zeytinler bizim büyük büyük babalarımızdır ama şimdi hatırlamıyorlar”. Onu Ortodoks kilisesi aforoz etti. Kıymetli hemşehrilerim, bizler aydınlığı bu zeytin ağaçlarından, hakikati de incir ağaçlarından devşiririz sürekli. Miletli filozof Anaksimenes’in dediği gibi “hava”mızdır bu bizim, tüm bunları buralarda var eden. Öyle ki sanki tek başına da olsa, bir harmandalı edasıyla, bir taş ya da kaya kovuğunda bile yetişen o zeytin ve incirlerin, bize en müstesna tatlar bahşettiğinin en yakın tanıkları sizlersiniz. Ey Fatih’in hocası olan Molla Yegan’ın torunları! Bu ismi yoksa ilk defa mı duyuyorsunuz? Bakın, bu belki Anaksimenesin İmam-ı Azamla aşılanmasıyla olmuştur, belki onu da bir hava ta Bağdat’tan getirip Milet’e taşımıştır. Milet, Bağdat’la aşılanmıştır anlayacağınız. Milet aşılanınca millet olmuştur; kim bilir? Yoksa buralar, hem Serbest Fırka’nın ve hem Demokrat Parti’nin nasıl beşiği olmuş olabilir?

Tamam, saltanat kalktı cumhuriyet geldi. Ama aynı şekilde, şefokrasi gitti demokrasi geldi diyemiyoruz. Çünkü beşiğimizde doğan o demokrasi,1960 yılında şefokrasi katilleri tarafından katledildi. Ağacımız kesilir gibi kesildi demokrasi. Şefokrasi ister ki tıpkı Milli Şef zamanında olduğu gibi, partilisi hem başkan olsun hem vali, hem aydın ve hem bürokrat. İster ki saltanatın ilmiye ve seyfiyesi şef kadrosunda kendi müstahdemi olsun. Bütün yaşadığımız darbeler bu şef kadrosunu tahkim etmekten başka ne ola ki? Unutmayalım şefokrasinin bizim için hazırladığı kafeslerin tahtaları yine bizdendir, kesilen ağaç bizim ağacımızdır.

Ağacımız kesilmesin, kolbastılar harmandalımızı basmasın diye, havamız sönmesin, boynumuz bükülmesin diye, kolcular gelmeden Halil’im der gibi, aman“şef”ler basmasın diye ve zeytinden aydınlık ve incirden bilgelik çıksın diye, angarya adına ve leyli meccani günler hatırına, AK PARTİ’DEN aday adayı oluyorum. En kalbi selam ve muhabbetlerimle takdirlerinize arz ederim.

Bu haber toplam 426 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

ÇOK OKUNANLAR